Şehzadeler Şehri Kütahya

Evliya Çelebi'nin kenti Kütahya, çinileri ve termal sularıyla olduğu kadar tarihi zenginliğiyle de gönüllerde taht kuruyor.


Kütahya'yı tanımak için önce Hisar Tepesi'nde olan Bizanslılardan kalma Kütahya Kalesi'ne çıkın. Buradan tüm Kütahya ayaklarınızın altında. Tepeden çok net gözüken kentin üzerine çökmüş olan gri hava, hava kirliliğinde haklı bir üne sahip olduğunu gösteriyor. Kalenin tam ortasında bir döner restoran var. Sit alanının göbeğinde böyle modern beton bir yapının ne işi var, doğrusu merak konusu… Kütahya’ya olumsuz bir hava ile girdik ama 7 bin yıllık geçmişe sahip çok önemli uygarlıkların barındığı ve onların izlerini taşıdığı çok önemli bir kentimiz burası.

Kütahya’da, Hitit, Frig, Roma, Bizans, Selçuklu, Germiyanoğulları ve Osmanlı Dönemi uygarlıklarının izlerini görmek mümkün. İlk akla gelenler; Çavdarhisar’da bulunan Antik Roma Kenti Aizanoi, Frig Vadisi’nin önemli bir kısmı, Selçuklulardan kalan Hıdırlık Mescidi, 250 yıllık tarihi Türk konaklarının yer aldığı Germiyan Sokağı, Osmanlılardan kalma Ulu Camii, Eski Hükümet Konağı, Kurtuluş Savaşı sırasında destanlar yazılan Zafer Abidesi, Macaristan’ın milli kahramanı Kossuth’un adını taşıyan Kossuth Evi Müzesi, Çinili Camii, Evliya Çelebi’nin doğduğu ev olan Evliya Çelebi Müzesi, Vacidiye Medresesi, İkinci Yakup İmaret Külliyesi, Kütahya Arkeoloji Müzesi…

Zamanında 120 bin insanın yaşadığı “Kralların şehri” olarak geçen Aizonoi'nin tarihi M.Ö. 3000 yıllarına kadar uzanıyor. Friglerin ana yerleşimlerinden biri olan kentin adının mitoloji kahramanı Azan'dan geldiği sanılıyor. Dünyanın ilk kurulan borsa binası ve en iyi korunmuş Zeus Tapınağı ile yüzlerce yıl öncesinin asaletini ve ihtişamını koruyor.
Kütahya, Afyon ve Eskişehir illeri içinde yeralan Frig Vadisi’nde, Frig dünyasının kayalara oyularak yapılan muhteşem eserleri yer alıyor. Germiyan Sokak ise 18. yüzyıl Kütahya evlerinin topluca korunduğu tek yer. Arnavut kaldırımlı sokaklarında iki veya üç katlı ahşap evler o dönemki kent dokusunu gözler önüne seriyor. Ulu Camii, Kütahya'nın en büyük camisi. Yıldırım Beyazıt zamanında yapımına başlanmış, Şehzade Musa Çelebi tarafından 1410 yılında tamamlanmış, Mimar Sinan tarafından tamir edilmiş.
Kentin en önemli turistik değeri çini işçiliği gezdiğiniz her yerde karşınıza çıkıyor. Şehrin meydanında kocaman bir çini vazo var. Kuşkusuz Kütahya denince akla önce çini geliyor. Bugün de turizmin gelişmesiyle tekrar canlanarak geleneği sürdürmeye çalışıyorlar. Ana caddeler sağlı sollu bu geleneği sürdüren dükkanlarla dolu. Buralardan hediyelik çini ve porselenler satın alabilirsiniz.

Kütahya, termal turizm açısından da yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Bulundurduğu kaplıcalarla sadece Kütahya’nın değil, Türkiye’nin önde gelen termal merkezleri arasında yer alıyor.


Nasıl Gidilir?
 
Kütahya-İstanbul 360 km, Ankara 310 km, İzmir 334 km. uzaklıkta. İstanbul çıkışlı olanlar için otobandan Adapazarı yönüne gidip Bozöyük üzerinden Kütahya ulaşabilirsiniz. Veya Eskihisar’dan feribotla Toçular'a geçip Bursa- Bozöyük- Kütahya yapabilirsiniz.

Ne Yenir?
 
Yöresel yemeklerin yenebileceği 2-3 restoran var. Yöresel yemekler için Germiyan sokaktaki Germiyan Konağı'nı tavsiye ederim. Cimcik ve Gediz güveci, Sıkıcık Çorbası, Tutmaç çorbası yörenin en ünlü yemekleri.

Nerede Kalınır?

Kütahya’ya gitmişken konaklamak için ilk tercihleriniz termal oteller olmalı. Hotas Otel: 0274 224 89 90, Harlek Hotel: 0274 245 22 24, Otel Bakırsözer: 0274 224 81 46, Otel Erbaylar: 0274 223 69 60, Yoncalı Tütav Otel: 0274 249 42 12.